Kayıtlar

Temmuz, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ay Işığında Galata

Resim
  Ay ışığı aydınlatıyor kulelerin en güzelini. Dolunay'ın kızıllığı Galata'nın ihtişamına karışıyor. Işıldıyor gecenin karanlığını delercesine pencereleri. Sanki 528 yazından fener olarak doğunu hatırlatıyor bize. Yılların yorgunluğu üzerinde. Yüzyılların tarihi sırtında. Ama o hala yaşına inat tüm heybetiyle dimdik ayakta. 

Yaşatmak İçin Yaşamak

Resim
  Yaşamak-ölmek bizim elimizde mi? Değil. Peki yaşatmak ya da öldürmek? Nefes alan bir canlıyı ufak bir yardımla hayatta tutma ihtimaline sarılmak mı görmezden gelip ölümünü beklemek mi daha ahlaklı? Dünya üzerinde bir şekilde hayata başlayıp nefes alan, ruhu olan tüm canlılar elbette yaşamayı hak ediyor. En temel hak değil mi bu? Sadece insanlar değil herkes için! Ağaç, çiçek, kedi, köpek, karınca için. Hangisinin hayatı daha kıymetli diğerinden? İnsan var olsun diye yok mu olmalı gerçekten kalan tüm türler? Bu kararı verme yetkisini bize kim veriyor peki? Muktedir miyiz bir canı alıp almama yargısını vermeye? 

Bir İstanbul Rotası-Cihangir

Resim
Bugün bir İstanbul gezisindeydim. Üstelik gerçek bir İstanbul aşığı dostumla birlikte. İçinde yaşarken "ne kadar özlemişim" hissi  hiç geçmiyor bu şehirde. İnanılmazsın İstanbul.. Her halinle.  Dostumla Çapa durağından başlayan yolculuğumuz Tophane'den devam etti. 15. yüzyılda Bizans döneminde Ste. Claire ve Aya Photini kiliselerinin yer aldığı Metopon adlı bölgede kurulmuş olan, mimarisine ve tarihine her zaman hayran kaldığım Tophane-i Amire Kültür Sanat ve Merkezi'nin yanından geçtik. Onun yanından çıkan yokuşu adımlarken gözleri üzerinden almak kolay değildi doğrusu. Bizim hedef noktamız  ise ilk olarak eski Fransız Yetimhanesiydi. , St. Joseph Fransız Yetimhanesi 155 yaşındaki bina tüm yıpranmışlığına rağmen azameti ve güzelliği ile selamlıyor bizi. Kapıdan adım attığında caddenin tüm kuru gürültüsü geride kalıyor. Yemyeşil bahçenin huzuru sarıveriyor ziyaretçileri. Bir anda bambaşka bir dünyaya ışınlanıyoruz. Kırık camlar, taş duvarlar, demir kapılar hikay...

Kuzguncuk'ta Bir Adam

Resim
  Kuzguncuk'ta bir adam. Yürüyor koca çınarın gölgesinden... Yılların yüküne dayanıyor bastonundan yardım alarak. Adam büyük, çınar ondan büyük. Kuzguncuk sokaklarının anılarını sırtlıyor her ikisi de. Kim bilir neler yaşadı neler gördüler ömürlerince. Renkli evlerin içindeki huzuru, huzursuzluğu, hayalleri, kırıklıkları, sevinçleri, kederleri.. Yürüyor adam koca çınarın gölgesinden uzaklara doğru. Belki yaratıcısına el açmaya gidiyor ömrünün muhasebesiyle. Belki bir ekmek alma bahanesiyle dostlarıyla sohbete oturacak şimdi. Ne günlerdi diyecek geçmişi yad edecek özlemle. Nerede o eski günler diyecek? Çayından bir yudum alacak, uzaklara dalacak gözleri. O sırada yanından elindeki telefonla sosyal medyası için çekeceği fotoğrafa güzel bir arka plan arayan gençler geçecek hemen önünden. Fark etmeyecekler onu. Evlerin cumbalarına hayran hayran dalmışken. Boyaların en canlısını arıyor olacak gözü. Halbuki adam bu semtin en eski en canlı rengi, bilmiyorlar. O cumbalı evlerden birinde ot...

Mario Levi İle istanbul Yolculuğu

Resim
 İstanbul... Aşık olmamak mümkün mü sana? Oturup Üsküdarın'da bir banka hayran hayran izlememek elde mi denizini?  Boğazının rüzgarına kendini bırakıp hayallere dalmamak olur mu hiç?  Kulelerinin taşlarına dokunup, surlarının içinden yürüyüp bu kadim tarihin bir parçası olmak nasıl olağanüstü hissettirmez ki insana. İstanbul... Tüm çirkinleştirme çabalarına rağmen hala güzel hala büyüleyici hala masalsı hala eşsiz. Onu hunharca işgal etmemize rağmen dayanıyor, direniyor. Ve yüzyıllardır kucak açıyor en güzel insanlara. Hatırlanmaz "benim" diyen hiçbir siyasi. Çağlardır yaşayan bu şehrin ressamı, yazarı, şairi, çizeri... İşte onlardan biri Mario Levi. 

İnce Şeyleri Anlamak

Resim
Bu sayfanın açılmasının ilham kaynağıdır canım Gülten Akın. O zaman eşsiz şiirini iliştirelim ilkin şuraya.  İLK YAZ Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya