Kuzguncuk'ta bir adam. Yürüyor koca çınarın gölgesinden... Yılların yüküne dayanıyor bastonundan yardım alarak. Adam büyük, çınar ondan büyük. Kuzguncuk sokaklarının anılarını sırtlıyor her ikisi de. Kim bilir neler yaşadı neler gördüler ömürlerince. Renkli evlerin içindeki huzuru, huzursuzluğu, hayalleri, kırıklıkları, sevinçleri, kederleri.. Yürüyor adam koca çınarın gölgesinden uzaklara doğru. Belki yaratıcısına el açmaya gidiyor ömrünün muhasebesiyle. Belki bir ekmek alma bahanesiyle dostlarıyla sohbete oturacak şimdi. Ne günlerdi diyecek geçmişi yad edecek özlemle. Nerede o eski günler diyecek? Çayından bir yudum alacak, uzaklara dalacak gözleri. O sırada yanından elindeki telefonla sosyal medyası için çekeceği fotoğrafa güzel bir arka plan arayan gençler geçecek hemen önünden. Fark etmeyecekler onu. Evlerin cumbalarına hayran hayran dalmışken. Boyaların en canlısını arıyor olacak gözü. Halbuki adam bu semtin en eski en canlı rengi, bilmiyorlar. O cumbalı evlerden birinde ot...