Köleler ve Kilitler
Yıl 2012. İzmir açıklarında küçük bir balıkçı teknesi. Ayaklarını uzatsan değecek kadar kıyıya yakın. İçinde kadın, çocuk, bebek 61 "kaçak" göçmen. Yakalanma korkusuyla onları kamaraya kilitleyen ve kaçan bir kaptan. Sonuç kilitler ardında boğularak can veren insanlar. Bu korkunç olayı şahit olanlardan öğrenen İrfan Alış başlıyor acının türküsünü yazmaya. "Bu şarkının yazılması iyi bir şey değil. Eğer ben bu şarkıyı yazdıysam, bu olay olmuşsa bu bile başlı başına yası tutulması gereken bir şey" diyor bir röportajında. Zaten şarkının en dramatik yerinde şöyle sesleniyor dinleyenlere; Keşke anlattıklarım yalan olsa...
Keşke yalan olsaydı İrfan Abi.. Keşke hiç yaşanmamış olsaydı tüm bu acılar. Üstelik ne ilk oldu ne son.
Bugün dört yanımız acı ile kaplı yine. Bombalar patlıyor şehirlerin üzerinde. Füzeler havada uçuşuyor. Filler tepindikçe eziliyor insancıklar. Kana bulanıyor yine topraklar. Evlerinden, yurtlarından ediliyor halklar. Kaptanlar kaçıyor yine gemiler batıyor, çocuklar cani sulara gömülüyorlar.
"Sözüm ona Tanrımız var merhamet yok"
Merhametin olmadığı dünyada zalimler kol geziyor. Kilitler, silahlar, bombalar üretilmeye, insanlar öldürülmeye devam ediyor. Çünkü;
"Yalanı bol kilidi bol dünyanın
Çilesi bol kapısı bol gemisi"
Milyonlarca yıl geçti insanlık var olalı. Hala nasıl öğrenemedik insanca yaşamayı? Akıl almıyor, vicdan kabul etmiyor. Korkunun, acının, baskının, zulmün olduğu dünyada "normal" kalmaya devam etmek nasıl bu kadar kolay olabiliyor?
Keşke anlattıkların yalan olsaydı İrfan abi.. Keşke biz hala canımız acıyarak dinlemiyor olsaydık bu sözleri. Umut dolu şarkılar yeterdi hepimize. Yaşamın güzelliğini yücelten, sevmeyi öğütleyen, barışı dile getiren. Oysa ki;
"İnsanın insana ettiğine bak.."

Yorumlar
Yorum Gönder