NEDİR BU NORMAL?
Hayat normal akışında devam etmesin artık!
Bir dönem haber bültenlerinde en çok duyduğumuz cümlelerden biriydi. Büyük felaketler yaşanır, bombalar patlar, depremler olur, madenler çöker, kazalar yaşanır yüzlerce insan ölür ve bir spiker çıkar der ki "Hayat normal akışında devam ediyor." Çok öfkelenirdim, çok kızardım. Bülent Ortaçgil'in naif sesi çınlardı kulağımda "Nedir bu normal?" Normal miydi gerçekten yaşanan her şey. Hiçbir şey olmamış gibi 'normal' hayatlarımıza devam edebilir miydik? 10 yıl önce aşağıdaki satırları yazmıştım bu konu üzerine.
"Yazık,ne yapalım, hayat devam ediyor, yapacak bir şey yok.
Hayır kardeşim hayat böyle devam etmesin. Kimse dönmesin “normal” hayatına.
Yaşanılan hiçbir şey normal mi Allah aşkına?
Yapacak bir şey ise var evet! Bu acıların üzerini örtmek
yerine görerek hissederek başlayabilirsin mesela. Daha derini deşip zehri
akıtmadan iyileşmiyor hiçbir yara. Acıları görerek başla evet, hissederek.
Korkma! Bak o insanların gözlerine ve ağla. Duygularından korkma çünkü ancak
böyle unutmazsın kolayca. Yaşanmasın istersin bu acılar bir daha, dilinin
ucuyla değil tüm ruhunla.
İşte o zaman sorumlu hissedersin kendini. Zor bir süreçtir
bu. Çünkü kabul etmek gerekir; sustuğun müddetçe cinayet mahallindedir senin de
parmak izlerin. Bu kabullenişle başlar her şey önce. Hiçbir şeyin normal
olmadığını anladığında, bu topraklarda olan biten her şeyde senin de tuzun
olduğunu kavradığında. Düşünmeye başlarsın sonra, sorgulamaya; ki budur bizi
kurtaracak olan inan!
Bırak rahatsız olsun vicdanın, olmalısın da. Dünyadaki bir
tek çocuğun bile gözleri acıyla bakıyorsa huzurla oturamazsın evindeki o rahat koltukta.
Hayat normal akışında devam etmesin kardeşim. Biz normal
yaşadıkça ölüyor insanlar öte yanda. Normal
yaşama! Çünkü onlara göre normal; 'sen tüketirken başkaları ölür umursama, devam
et hayatına ve çok da sorgulama'. Onların normali bu.
Hayır kardeşim alışma! Her anında her adımında hatırla.."
Şimdi üzüntüyle görüyorum ki hiçbir şeyin değişmemesi bir yana acılarımız katlandı yıllar boyunca. Maraş depreminde binlerce canı yitirdik soğuk toprak altında. Yardım edin çığlıkları ile yavaş yavaş donarak öldüler. Narin'imiz onun gibi kaç çocuğumuz aklımıza bile getirmek istemediğimiz şekillerde katledildiler. Kadınlarımız öldürüldü en yakınları sandıkları adamlar tarafından. Sözde camlardan düştüler. Yavrularının gözü önünde can verdiler. Kadınlar sayısız eziyet gördüler. Sessiz canlarımız, sokak hayvanları canice yok edildiler. Masum bakışlarına aldırmadan indirildi başlarına katil kürekler. Eros, Cezve, Matmazel..
Ahmet'i, Samet'i, Hakan'ı, Ceren'i, Atlas'ı toprağa düşürdüler. Kötülük utanılacak bir şey olmaktan çıktı. Biz kahroldukça onlar gururlandı bu cinayetlerden. Adalet istemek acıları çekmekten zor hale geldi. O güzel çocukların güzel aileleri defalarca defalarca öldüler.
Bugün bir yıl geçmiş üzerinden Bolu'da karlar kana bulandı. İnsanlar çocukları ile mutlu olmayı dilediği tatilden tabutlar ile döndüler. Kurtulma umuduyla pencerelerden sarkan çarşaflar gibi düğüm düğüm oldu boğazımız. Alevler içinde kaldı vicdanımız.
Arka arkaya sıralayınca yüreğimiz kaldırmıyor sanıyoruz değil mi? Maalesef kaldırdık hepsini. Bir aksiyon filmi izler gibi takip ettik. Bakmaya içimiz el vermeyince yukarı kaydırdık parmağımızla. Unuttuk gitti. Bir fotoğraf paylaştık herkes gibi yapmış olduk üzerimize düşeni, vicdanımızı susturup devam ettik 'normal' hayatlarımıza. On yıl öncesinden katlanarak artan üzüntü ve öfke ile aynı satırlar ile isyan ediyorum şimdi;
Hayat normal akışında devam etmesin kardeşim. 'Normal' değil hiçbir şey. Biz normal yaşadıkça ölüyor insanlar birer birer. Normal yaşama! Hayır kardeşim alışma! Her anında her adımında hatırla!

Yorumlar
Yorum Gönder