EŞİT MASALLAR

 


"Çocukken çok masal dinledik. Büyüdük, çocuklarımıza da bu masalları öğrettik. Aslında fark etmeden eşitlikçi olmayan roller biçtik.
Pamuk Prenses’e bir cadı elma verdi, çaresizce onu bir prensin öpmesini bekledi. Sindirella hep acılar çekti, tek kurtuluş yolu kendini prense beğendirmekti. Kırmızı Başlıklı Kız çok saftı kurda inandı, kurt onu bir lokmada midesine attı.
Peki başka masallar mümkün olamaz mı?
Bir ülkede zeki, gözü kara prensesler ve tıpkı onlar gibi cesur, iyi kalpli prensler yaşayamaz mı? Üvey anneler hep kötü mü olmalı? Prensesler hep prenslerini beklemek zorunda mı ya da prenslerin tek görevi prensesleri kurtarmak mı?
Bu rolleri değiştirirsek, toplumdaki roller de değişir. Çünkü kadın-erkek eşitliği kavramı, küçük yaşta gelişir. Biz eşit bir geleceğe inanıyoruz. Bunun için Eşit Masallar projesini hayata geçiriyoruz. 
Eşit bir yarına uyansın çocuklar!"

Böyle güzel bir manifestosu var projenin. Özetle anlatıyor aslında her şeyi. Bana takdir etmek kalıyor sadece. Fiziksel olarak henüz inceleme şansım olduğu için yeni yazabiliyorum bu konu üzerine. 2020 yılında hayata geçen "Eşit Masallar" projesi dünyaca ünlü masalları yeniden yorumlayarak eşitlikçi bir dil geliştirmeyi amaçlıyor. Gerçekten küçüklüğümüzden beri dinlediğimiz masallar biz kızlara prenses olarak salınmayı erkeklere prensesler peşinde geçen bir hayat rolünü biçti. Ve biz toplum olarak yılların kabulleri ile zaten hazırdık bu rollere. Hayatımızın aşkını bulacak, ömrümüzü ona adayacak yemekler yapacak, evimizi tertemiz tutacak sevdiğimizi krallar gibi yaşatacaktık. Hayallerimiz dinlediklerimizle paralel şekillenecekti elbet. 


Çocukların dünyasının nasıl şekillendiğini Sunay Akın'ın kurduğu masal diyarı gibi olan Oyuncak Müzesinde fark etmiştim. Okul maketleri, kütüphane minyatürleri, uçak, astronot figürleri gibi çeşit çeşit hayal kurduran oyuncaklarla büyüyen toplumların bugün bile ne kadar ilerlediğin görebiliyorsunuz. Ya da kurşun askerlerle büyüyen çocukların ne kadar zalim olabileceğini. Sandığımızdan daha büyük izler bırakır çocukluk. Her ses, kelime, hikaye, düş bizi biz yapar. Geleceğimizi şekillendirir adım adım. Bu yüzden onların bu masum dünyasına karşı çok daha hassas olmak zorundayız. Bizim eğitimden anladığımız yıllardır kendi bildiğimizi dayatmak. İçi sarı, yaprakları beyaz, dalı yeşil papatyalar çizdirmek. Çatıları kırmızı, gökyüzünü mavi boyatmak. Oysa bıraksak onları özgür dünyalarına, sadece rehber olsak yürüdükleri yola ne çok şey değişecek kim bilir. Rengarenk olacak çiçekler, bambaşka çizilecek hayaller. 


Bu farkındalıkla atılan her adım çok kıymetli. Kadın erkek eşitliğini sağlamak önce dilde başlar deriz hep. Öyledir de gerçekten. Günlük hayatta bile kullandığımız nice cümlenin aslında zihnimize yerleşmiş toplumsal eşitsizlik kalıplarının sebebi olduğunu bilmeyiz. Pembe tabaklar, tencereler alırız kızlarımıza. Silahlar, kılıçlar, en masumu mavi doktor setleri alırız erkek çocuklarımıza. Belirlidir rolleri şimdiden. Seçimleri kısıtlanmıştır. Hayalleri çoktan sınırlandırılmıştır. Ve böyle büyüyen çocuklardan "hmmm kadın erkek eşit olmalı, her birimiz eşitiz ve görev, sorumluluklarımız aynıdır." duyarlılığını bekleriz. Mümkünmüş gibi.. 


İşte Odeabank ekibi Can yayınları işbirliği ile başlattığı "Eşit Masallar Projesi" ile bu dili değiştirme niyetine girmiş ilk önce. Kendini prense beğendirmeye çalışan Külkedisi birden aklı ve zekası ile kıskandıran bir kimliğe bürünüyor. Kurbağa Prens öpülmeyi beklemiyor insan olmak için. Kırmızı başlıklı kıza nefis kurabiyeleri babası hazırlıyor ve öyle safça da kanmıyor kurnaz kurda. Ki kurt da aslında sandığımız kadar zalim ve kötü niyetli değil masalımızın yeni yorumunda. Kalbi pamuk gibi olan prenses değil bu kez bir prens ve karşılaştığı cücelerin her biri birbirinden marifetli meslekler sahibi. Cesur ve kara gözlü Rapunzel'in insanlara iyilik ve güzellikti tek niyeti. Okudukça daha da sevdim bu masal serisini. Prof. Dr. Ayşe Bilge Selçuk'un içerik danışmanlığını yürüttüğü projenin şarkısını ise güçlü kadın olmanın müzik dünyasındaki ikonu olan Nova Norda söylüyor; 





Evvel zaman içinde dinlediğim masallar
Bilmeden derinde hep iz bıraktılar
 
Bi' de baktım
Aslında ner'den tutsan ben bu değilim
Dedim kalsın beyaz atlar, prensler, taçlar
Ben yolumu bilirim
 
Bir varmış, bir yokmuş
Dünyaya sabrım dolmuş
Dillerde hapsolmam
Kim ne der, derdim yokmuş
 
Anlamam nedendir, bilmediğim insanlar
Durmadan yerime hep konuştular
 
Bi' de baktım
Aslında bunlar boş konu ben bile değilim
Dedim kalsın bu diyar, bu siyah ve beyazlar
Ben içimi bilirim
 
Bir varmış, bir yokmuş
Dünyaya sabrım dolmuş
Dillerde hapsolmam
Kim ne der, derdim yokmuş



Daha çok çocuğa ulaşsın diye üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen stoklarda bulundukça ulaştırmaya devam ediyorlar. Benim henüz elime geçti. Öğrencilerimi eşit masallarla tanıştırmak için sabırsızlanıyorum. Hatta "ya öyle olmasaydı" fikrini çocukların uçsuz bucaksız zihinlerine attığımda ortaya neler çıkacak heyecanla bekliyorum. 


Sizler de çocuklarınızla bu güzel masalları buluşturmak için iletisim@odeabank.com.tr adresine isteğinizi ifade eden bir yazı ve iletişim bilgilerinizi yazabilir ya da en yakın Odeabank şubesinden talep edebilirsiniz. Beklemek istemezseniz https://www.odeabank.com.tr/esit-masallar sayfasından sesli, görüntülü ve pdf şeklinde dijital olarak ulaşabilirsiniz. 





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÜZİĞİN KÜÇÜK DEHASI: İPEK NİSA GÖKER

YAVUZ ÇETİN'E SELAM GECESİ

ADOLESCENCE- BİR ERGENLİK DİZİSİ