BİR MÜZİK RÜYASI-ÇEKİRDEK SANAT EVİ

Bir ev düşünün her duvarı sanat kokan. Bir ev düşünün ki döneminin boğucu atmosferinde gelecekten umut bekleyen insanlara nefes olan. Öyle bir ev düşünün ki bugün bile gönlümüze ferahlık veren şarkıların yükseldiği, onların bize miras kalmasının en önemli nedenlerinden biri olan. Öyle bir ev ki yıllar öncesinden salonunda yankılanan sesleri günümüze ulaştıran. Şarkıları pencere önünden rüzgara doğru söylenen. Rüzgarın kıvrımlarıyla denize denizden yüreklere sürüklenen. Düşler kurduran, düşleri gerçek yapan. Çekirdek Sanat Evi böyle masalsı bir misyona sahip olmuş bir oluşumdu. Fikret Kızılok ve Bülent Ortaçgil gibi iki dev ismin omuzlarında yükselen her yönüyle bu ikilinin devrimsel ruhu ve naifliğini taşıyan bu düş gibi yapı el çizimi kapakları ve o günlerin kayıtları olmasa dilden dile bir efsane olarak kalacaktı belki de.
Kıymetli yazar Uğur Biryol baştan sona bu efsanenin kitabını yazmış. Kuruluşundan, yükselişine, yolu düşen değerli müzisyenlerden yapılan kayıt sürecine kadar her detayı özenle, yakın şahitleri ile yaptığı özel sohbetler ile anlatıyor. "Bir Müzik Rüyası Çekirdek Sanat Evi" kitabı o dönemin ruhunu özleyen, bu özel birlikteliğin kıymetini bilen, merak eden müzikseverler için arşivlik bir eser bırakıyor.
Fikret Kızılok başlı başına bir efsanedir bizler için. İnsanın ruhunu incelten, dinledikçe daha da hayran bırakan, yüreğimize kazınan, aşklarımıza hayat veren şarkıları vardır. Bülent Ortaçgil'i ise kent ozanlığının babalarından sayarız. Sesinin dinginliğinde huzur bulur, sevdanın her halini onunla yaşarız. Bu ikilinin bir araya geldiğinde oluşturduğu enerji ve üretim halinin dilden dile dolaşan bir efsane yaratmış olması elbette şaşılacak şey değil.
Böyle bir düşün çatısı Çekirdek Sanat Evi. Müziğin onlarca rengine ev sahipliği yapmışlar. Erkan Oğur gibi bir üstad, Yeni Türkü, Ezginin Günlüğü, Grup Gündoğarken gibi kült grupların yolu düşmüş. Türkülerden Fransızca şarkılara kadar türlü renkler yankılanmış duvarlarında. Bu evde sahne alan müzisyenler de dinletilere katılabilmiş şanslı izleyiciler de gerçekten bir rüyanın içinde gibi hissettiklerini söylüyorlar. Bize de iyi ki bu masaldan kalan nadir kayıtları dinlemek ve özlemek kalıyor.
Sevgili Uğur Biryol sayesinde gazetede yayınlanan ilanı görüyor, peşine düşüyor aceleyle adımlıyoruz Bağdat caddesini, soluk soluğa yetişiyoruz küçük salonda yerimizi almak için. Rüya gibi bir müzik dinletisini dinleyip ruhumuzu dinlendirdikten sonra el emeği resimlerle el yazısı ile kayıt altına alınmış kasedimizi heyecanla kucaklayıp tarihin bir parçası olmanın gururuyla dönüyoruz evlerimize. Kağıt üzerinde bile olsa bu düşü kurabilmek ne güzel değil mi? ee düşler vardır satılmaz, derinde anlatılmaz, yüreklerden silinmez, bazen de vazgeçilmez.." :)
Uğur Biryol'un kaleme aldığı "Bir Müzik Rüyası Çekirdek Sanat Evi" gerçek müziğin ruhunu özleyen bu alternatif kültürel oluşumu tüm detayları ile merak edenler için harika bir yolculuk sunuyor. Rüzgara söylenen şarkılara kapılıp bu rüyaya dalmak için kapağı açmanız yeterli. İyi okumalar, iyi yolculuklar..
.jpg)
Yorumlar
Yorum Gönder