BİR CESUR KADIN: FÜRUĞ FERRUHZAD
"Işık" demekmiş Füruğ. Parıltı, ışıltı demekmiş. İsmi verildiğinde kaderi de yazılmış sanki bu özel kadının. Çocukluğundan sevmemiş kendisine diretilen ne varsa. Hırçın olduğu söylenmiş hep. İsyankar olarak etiketlenmiş küçük yaşından. Oysa özgürlükmüş tek isteği. Ruhunun nefes almasıymış dileği.
balıkları düşünmüyor kimse
kimse
kalbi güneşin altında iltihaplanan
hafızası yeşil hatıralardan usul usul bahçenin
ölmekte olduğuna
inanmak istemiyor
ve bahçenin duygusu sanki soyut bir şeydir
çürümüştür kendi yalnızlığında"
Varlığının yok sayılması ölümle eşdeğer. Böyle güçlü bir ruha sahip Füruğ. Ömrü boyunca kendi varlığını ilan etmenin yollarını aramış. Ve bu yolculukta kendisiyle birlikte nice kadına adı gibi ışık olmuş.
Kadın olmak başlı başına devrimci bir eylemdir. Füruğ dizeleri ile kadınlığın devrimini duyurmuş önce kendi topraklarında sonra dünyada. İran gibi kadının adının yok sayıldığı coğrafyada "Biz Varız" demiş cesurca. Aşık olmuş ve yaşadığı tüm duyguları haykırmış ayıp, günah sayılan sofuların inadına. Dayatılanı kabul etmemiş, otoriteye isyan etmiş ve herkesin şaşkın bakışları arasında dilden dile ulaşmış şiirleri. Çalkantılar içinde gidip gelen İran siyasi tarihinde tüm sahiciliği ile kendi devrimini yaratmış.
Füruğ gibi bir kadına hayran olmamak elde değil. Sadece ismini bilirken bile sorgusuz bir saygı duyduğum şairin hayatını okudukça, şiirlerine kulak verdikçe kat kat arttı hislerimin gücü. Yaşadığı acılar, direndiği güçlükler, ardında bıraktığı yankılar çok büyük, çok saygıdeğer. "Şiir benim tanrım, yani ben şiiri o derece seviyorum" diyen Füruğ sinema sanatında da yer almış. Festivallerden ödüller alan belgeseli filmi "Ev Karadır" toplumda sırt dönülen, iğrenilerek terk edilen cüzzamlı hastalar ile ilgili. Belgeselin başında Füruğ bu yok sayılan insanlar hakkında hissettiği umudu şu sözlerle anlatıyor;
"Bu dünyada çirkinlik kıtlığı yok. Eğer insanlar ona gözlerini kapatırsa daha da çoğalır. Ama insan sorun çözücüdür. Bu ekranda çirkinliğin resmini, acı çekmenin tasvirini göreceksiniz, ki önemsememek insafsızlık olur. İnsanlığa olan hürmetimizden bu acıyı hafifletmek için bu çirkinliğe karşı savaşmalıyız. Bu filme esin kaynağı olan bu umuttur."
Bu şefkat ve görülmek istemeyeni görmek ve sesini duyurmak hevesi bir başka devrimci kadın olan Türkan Saylan'ı aklıma getiriyor. Çünkü bu kadınlar hayatın değerini kesinlikle biliyor. Ve duyulmak istemeyeni haykırıyor cesurca.
"Hatırla hayatın bir soluktan ibaret!."
Füruğ kalbinde henüz söyleyemediklerini saklarken henüz 32 yaşında bir trafik kazasında hayatını kaybediyor. Ne erken ne acı bir kayıp. Söylenmemiş şiirler, yazılmamış cümleler, yarım kalan kavgalar, çekilmemiş filmler, yaşanmamış aşklar bırakarak.
yine menekşe dikebilecek miyim bahçelere
ve sardunyaları
pencerenin ardındaki gökyüzüne dizebilecek miyim?
dans edebilecek miyim yine kadehler üzerinde
acaba yine kapının zili bir ses beklemeye sürükleyecek mi beni?
anneme dedim ki: "Bitti artık!"
hep düşündüğünden önce gerçekleşir olacak olan
gazeteye başsağlığı ilanı vermeliyiz"
Şiirlerini okudukça mücadelesinin büyüklüğünü daha da iyi anlıyor, kederine ortak oluyor, aşklarının coşkusuna katılıyor, dünyaya ettiği isyanda yanında yer alıyor, geleceğe umuduna sarılıyorum. Bir şair, bir kadın, bir insan olarak dünyada var olmuş olmasına minnetle yazamadıklarına üzülsem de bıraktıklarına sahip çıkarak öğrenmeye devam ediyorum.
Canım Füruğ.. Işık olmaya devam ediyorsun hala. Bak yıllar sonrasında sıradan bir kadın hayran sana hala. İyi ki var oldun, iyi ki yazdın, iyi ki savaştın. Seni duyuyor, okuyor, anlamaya çalışıyorum. Verdiğin ışıkla cesaret buluyorum. Biz kadınlar bu çirkin dünyayı güzelleştireceğiz. Sana söz veriyorum.

Yorumlar
Yorum Gönder