BİR İNCİ TANESİ
Bir kitap insana ne hissettirebilirse fazlasıyla yaşadım. Okurken Süreyya hoca'nın dostu gibi bir hale büründüm. Şaşırdım, üzüldüm, kırıldım, sevindim, kızdım, korktum, gururlandım.. İnci'nin masalı başlıyordu. Her şeyden önce bir kadın hikayesi bu. Hayatta yerini arayan, hatalar yapan, dersler çıkaran, başarılar kazanan genç bir kadın. Bu yüzden kitabın İnci öncesi kısmında kendimi bağdaştırdığım çok fazla yer oldu. Bir öğretmen olarak ilk yıllarımda hissettiğim pek çok duygusuna ortak oldum Süreyya hocamın. Ve sonrası bir süper kahramanlık. Bir annelik destanı. Her anne için çok zor olan yolculuk İnci'nin +1 i ile daha da eşsiz hale gelmiş. Biz sosyal medya hesabından sonraki sürece şahitlik ettik. "Cennet'in Bir'inci Günü" ile tüm yüreğimizle daha da ortak oluyoruz onların masalına.
Bir kitap fuarında gezerken dikkatimi bir çocuk kitabı çekmişti. Mesleğimden dolayı zaten algılarım açıktır bu tarz kitaplara ama bu kitabın daha metrelerce öteden farklı bir çekimi vardı. Elime alıp incelediğimde kalbim atmaya başladı. "Downsendrella" Ne kadar güzel bir isimdi. Ve kapaktaki güzel kız ne kadar güzel gülüyordu. Standtaki görevli "Süreyya Hanım'ın bir kaç saat önce imza günü vardı burada" dedi. Ne kadar üzülmüştüm bu güzel kadınla tanışamadığım için. Arkadaşlarım kendisinin o ilçede çalışan bir matematik öğretmeni olduğunu söylediğinde heyecanım mutluluğa dönüştü. "Ne güzel dedim o zaman illa ki bir yerde buluşur, tanışırım belki"
Elbette kitabı bir solukta gözden geçirdim kalbimin heyecanıyla. Bu kitap beni İnci'nin ve Süreyya hocanın güzel dünyası ile tanıştırmış oldu. İnci'nin güzel gülüşü, ailece verdikleri mücadelenin kıymeti öyle güzel ki. Çok az insanın gerçekten fikri olduğu hassas bir konuyu anlatmak büyük başarı. Üstelik bunu gerçeğin özünü yürekleri ile görebilen çocuklara onların diliyle aktarmak çok çok büyük bir işti.
Okuldaki öğrencilerimle İnci'yi tanıştırmak için sabırsızlanıyordum. Zamanı geldiğinde aldım kitabımı elime koşar adım gittim sınıfa. İnci'yi anlattım çocuklarıma. Kitabın sayfalarını çevirdikçe sevgi dolu kalpleriyle ilgiyle ve merakla dinledikleri anları görmeliydiniz. Farklı olana biz yetişkinler kadar önyargılı olmayan miniklerimin ilk sorusu "Gerçekten başında bir taç var mı öğretmenim. Ne güzelll" demek oldu. İnci'nin şarkısını izledik birlikte. Çocuklar öyle mutluydu ki. "Öğretmenim İnci okulumuza gelir mi?" "Kaç yaşında?" "Okula gidiyor mu?" "Bizimle de oynar mı?" "Tacını da getirir mi?" gibi sorular peşi sıra geldi. Canım çocuklar İnci'nin gözlerindeki saf sevgiyi uzaktan bile hissetmiş onu candan bir arkadaş ilan etmişti bile.
Canım Süreyya Hoca'mın misyonu nasıl ki bu eşsiz hikayeyi bizlere aktarmış olmasıysa benim de görevim her yıl yenilenen çocuklarımla İnci'yi tanıştırmak olacak. Downsendrella ve güzel annesi Süreyya iyi ki hayatımıza girdiniz, iyi ki var oldunuz. Kilometrelerce öteden size sevgi bağı ile uzanan onlarca minik kalbin varlığı ile güç bulmanız, yüzünüze bir parça daha gülüş koymanız dileğiyle..


Yorumlar
Yorum Gönder