İrfan Abi..
Ah İrfan abi.. Nasıl çektin gittin kapıyı çekip? Nasıl bir sulu şaka bu? Nasıl günaydınsız bir sabah? Nasıl hiç yaşanmamış gibi olur her şey?
Ah İrfan abi.. Keşke duyduklarımız kocaman bir yalan olsa...
Derler ya tanıdığımız birini kaybetmiş gibi üzüldük diye. Gibisi fazla tanıyorduk elbet hem de çok yakından. Sözüyle sesiyle hayatımızın tam içindeydi o. Keşfettiğmiz günden beri hayrandık müziğine, duruşuna, hikayesine, varlığına, cesaretine.
Ah İrfan abi bir gecede öksüz bıraktın bizi, o güzel cümleleri.. Dev gibiydin Florya da bir plajda şarkılarını söylerken. Ayaküstü sana selam verip anı olsun diye bir fotoğraf çekilme telaşındayken biz, sen kırk yıllık dostmuşuz gibi sitem ediyordun az önce yaşanan tatsız bir olaya.
Hamiyet'in hikayesini anlatmadan gitmedin hem de binlerce insana. İzlediğimiz bambaşka bir İrfan Alış'tın sahnede. Cesareti öğrettin, isyanı. Her koşulda bildiğini yapmaktan kaçmamayı. Tanıdığımızdın elbette hem de en yakından.
Boğazım düğüm düğüm ne yazsam eksik ne yazsam anlamsız. Şarkılarını bıraktı sonsuzluğa, sesini emanet etti biz garip kalanlara.. Biraz da onu sevmiş olmanın gizli gururu.
Ah İrfan abi.. Nasıl olacak şimdi? Bunca piçliğin içinde biraz daha tutunacak sebep verseydin olmaz mıydı? Kölelere kilitler vuran zalimler dururken senin ne acelen vardı?
Ah be İrfan abi ölmesen olmaz mıydı?

Yorumlar
Yorum Gönder